Reddiye

Hayre’d-dîn Karaman’ın Gayr-ı Samimi ve Usulden Mahrum 1 Lakırdısına Reddiye

Hayre’d-dîn Karaman’ın; “Muaviye’ye dil uzatma, mezhepsizlik, Hz. İsa ve Mehdî’nin gelmesini inkâr”{1}

İsimli yazısında,

“Ehl-i Sünnet kaynaklarında Muaviye’ye zalim, bâğî (meşru devlet başkanına isyan eden) ve fâsık diyen Sünni âlimler vardır. Ben ise yalnızca şunu söyledim: “Muâviye’yi sevmem, ama ona sövmem”.

Demekte olup, sevmemesine bahâne sadedinde kendisine kılavuz addettiği hadîs-i şerifi şerhsiz şekilde alarak sanki bu söz Hazreti Muâviye’den bahsediyor zann-ı batılı ile ;

“Kıyamet gününde ashabımdan bir cemaat yanıma gelmek isteyecek, fakat havuzumdan uzak tutulacaklar. ‘Ey Rabbim! Bunlar benim ashabım!’ diyeceğim. Şöyle buyuracak: ‘Onların senden sonra (dinde) neler icat ettiklerini bilmiyorsun. Onlar gerisin geri dinden döndüler.” (Buharî, Rikak,53; Müslim, Fezail, 27)  rivâyetini indi lakırdısına delil getiriyor.

Fil hakika, tüm hadîs şerhlerinde “ashab”dan maksat, umûmi mânâsı ile Rasûlullâh efendimizin -Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- hayatta iken imân eden bütün insanlar olup, husûsi mânâ i’tibariyle bahis mevzu’u, Rasûlullâh efendimizin âhirete irtihâli akabinde irtidâd eden münafıklardır.

Zira, Hazret! Herhalde işine gelmediği için bunu görmemiş! Olacak ki yine aynı babda Buhâri ve Müslîm’de  bu sözün şerhi mahiyetinde;

“Kıyamet gününde havuz başında sizden yanıma gelenleri bekleyeceğim. Ancak bazı kimseler bana gelmekten alıkonulacaktır.” Ben; “Ey Rabbim! Bunlar bendendir, benim ümmetimdendir.” diyeceğim. (o zaman melekler tarafından)  “Onların senden sonra  neler yaptıklarını biliyor musun? Vallahi onlar gerisin geriye (eski küfürlerine) döndüler” denilecektir.”(Buharî, Rikak,53; Müslim, Fezail,28)  Hadîs-i şerifi’de bulunmaktadır.

İmdi, Hazreti Muâviye efendimizde sahabenin büyüklerinden olmak ile  Karaman’ın  zikrettiği hadîs-i şerifdeki (uzulsüz) mânâ çıksa idi,  ashab hakkında; onların takvâsından, adâletinden,  Allâh yolunda infak ve canlarını Allâh için fedâ edişinden bahis eden âyet-i kerimeler ve faziletlerinden bahseden sâir hadîs-i şerifler ile hem tenakuz hali hasıl olur hem de ne‘ūẕu-billâh her biri hayır üzere bulunan bu mübârek zatlar hakkında kötü konuşma yolu açılmış olurdu.

Karaman’ın Hazreti Muaviye’yi -radıyallâhu anh- yermek maksadıyla bu hadîs-i şerifi seçerek alması sadece usulsüzlük, mesnetsizlik ve ya ciddiyetsizlik ile geçiştirilecek bir mesêle değil, bu tamm mânâsı ile hazreti Muâviye Efendimize düşmanlığının bir delîlidir. Bu sebeble “ama ona sövmem” lakırdısı safsatadan ibarettir.

Yine Karaman yazısının devamında Ehl-i Sünnetin ittifâk ettiği “Hazreti Mehdi’nin kıyamete yakın gelmesi” ve “Hazreti Îsa’nın – aleyhisselâm-  tekrar inmesi” mevzuu hakkındaki hadîs-i şeriflerin  “Kur’an’da olmadığı, yoruma tabi olduğunu” üzerinde durulmaması gibi lakırdılar serdeyleyerek yine acınacak bir vaziyyet içinde usulsüzlüğe düçar olmuş.

Zira; hazret! İktibas ettiğim yazının ilk paragrafında; Hazreti Muâviye’yi sevmemesine delîlmiş gibi hem “Ehl-i Sünnet kaynaklarında Muaviye’ye zalim, bâğî ve fâsık diyen Sünni âlimler vardır.” diyor hemde Hazreti Mehdi’nin zuhûru ve Hazreti Îsa’nın -aleyhisselâm- inmesi mes’elesinde Sünnî ulemâ’nın ittifâkına rağmen “Bunlar Kur’an’da yoktur, yoruma tabidir” gibi gayr-i ilmi lakırdılar edebiliyor.

Hülâsa edecek olur isek, Hayre’d-dîn Karaman işine geldiği zaman taklîd icâbı sünnî âlimlerin görüşlerine, işine gelmediği vakit “yoruma tabi”  lakırdıları edebilen gayr-ı samîmî bir tıynete sahibtir!

 

DİP NOTLAR

{1} https://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettin-karaman/muaviyeye-dil-uzatma-mezhepsizlik-hz-isa-ve-mehdnin-gelmesini-inkr-2048244

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu